eski bir öykü : kapılar

eski bir öykü : kapılar

2010-09-05 09:14:19

Uzayıp giden karanlıkta bir kadın belirdi, yüzü aydınlık

KAPILAR

 

         Uzayıp giden sonsuz karanlıkta önce bir kadın belirdi, yüzü aydınlık. Ardından da bir kapı, olanca kasveti ve ağırlığı. Savrulan saçları kadının, motif oymalarıyla tahta kapının, sanki dans ediyordu uzayıp giden sonsuz karanlıkta.

         Birden dans durdu. Yüzünü kapıya çevirdi kadın, eli de kapının koluna gitti, pirinçten dökme koluna. Elleri sıkıca kavradı kapının kolunu. Hafifçe çevirdi ve kolayca açıldı kapı. Kadın bir odanın içinde buldu kendisini, kırk mumluk bir ampul ile aydınlanan, daracık bir odanın. EÅŸyalar vardı. Eski, nemli, kokan bit pazarı eÅŸyaları. Bir dolap, yanında yığılmış yorgan yataklar. Bir masa, çevresinde tahta sandalyeler. Sonra bir baba, sert, beli bükülmüş, inadına çirkin, inadına aksi. Yanında bir anne, yaÅŸlı, aÄŸlamaklı, yumuÅŸacık, inadına ezik, inadına küskün. Ve de bir sürü kardeÅŸ, hani it sürüsü olanlarından.

         Baba öfkeliydi, bağırıyordu durmadan. "ÅŸunu yapma, bunu yap. Yoksa kırarım bacaklarını". Kusuyordu bütün kinini ve ekliyordu "Benim evimde ancak benim dediÄŸim olur". Öfkesi kadınaydı. Anne çaresiz, onaylıyordu nefret bile ettiÄŸi hayat ortağını. Annenin öfkesi de bir dilimle hayat ortağı olduÄŸu kocasına. Korku kokuyordu odanın içi. Kadın bunaldı, daraldı.

         KokmuÅŸ odanın içinde birden bir kapı belirdi. Dümdüz bir kapı. Penceresiz, sade, metal, üşüten ama sıcak bir kapı. Kadın kurtulmak için odadan, yapıştı metal kapının koluna. Baba bir yandan odanın içinde dolanıyor, diÄŸer yandan da küfürler savurmaya devam ediyordu. KokuÅŸmuÅŸ odanın kokusu daha bir keskin kokuyordu.

         Kadının eli kapının koluna deÄŸer deÄŸmez kapı açıldı. Bu sefer de bir baÅŸka odanın içinde buldu kadın kendini. Odanın içinde bir yatak vardı, her ÅŸeyiyle yeni. Bir masa vardı, gıcır boyalı. Ve sandalyeler kadife kaplamalı. Önce üzerinde bir gelinlik belirdi, kar gibi ak. Karşısında da bir adam, üstünde gece gibi karanlık. Sonra adam eliyle yatağı gösterdi. Bağırıyordu, "Yat! Yat hadi, yat diyorum sana". Adam öfkeliydi öç alıyordu. Sonra bir çocuk belirdi yatağın yanı başında. Bir çocuk daha ve bir çocuk daha. Ardından üstündeki gelinlik kirlendi ve ortadan kayboldu. GelinliÄŸin yerini eski, solmuÅŸ, garip bir elbise aldı. Karnı ha bire ÅŸiÅŸiyordu kadının. Sonra bir çocuk daha belirdi diÄŸer çocukların yanında. Bir daha ve bir daha. Çocuklar odanın içinde koÅŸmaya baÅŸladılar, saÄŸa sola koÅŸuyor, birbirlerine çarpıyor, düşüyor, kalkıyor, koÅŸuÅŸturmaya devam ediyorlardı.

Odanın ortasında adam ve koşuşan çocuklar. Kadın çocukların koşuşturmalarından, çığlıklarından, bağrışmalarından rahatsız olmuştu. Kadın bunaldı, daraldı.

         Adam sigara üstüne sigara yakıyordu. Oda sigara dumanıyla doldu, kokmaya baÅŸlamıştı. Korku kokuyordu ortalık. Adam odada bir o yana bir bu yana dolanıyor ve durmadan bağırıyor ve küfürler ediyordu. Emirler yaÄŸdırıyor "onu yapma, bunu yap. Yoksa kırarım kemiklerini" ve ekliyordu "Benim evimde ancak benim dediÄŸim olur". Adam kusuyordu bütün kinini. Çocuklar dur durak dinlemeden bağırıyor, çağırıyor ve aÄŸlıyorlardı. Adamın bir elinde sigara, diÄŸerinde elinde kadeh söylenmeye devam ediyordu. Oda artık tamamen kokmuÅŸtu. Burun direkleri kıracak kadar güçlü bir koku. İşte tam o anda yine ve yeni bir kapı daha çıktı karşısına.

         Kadının eli bir kez daha kapının koluna gitti. Bu seferki kapı biraz eski, çirkin, boyaları yer yer dökülmüş bir kapı. Zorlamasız açıldı kapı, diÄŸerleri gibi. Ve kadın aynı odanın içinde buldu kendini. Oda eskimiÅŸ, yaÅŸlanmıştı. EÅŸyalar yerli yerinde ama çocuklar ortada yoktu. Bir süre havalandırılmış oda da pis bir sessizlik vardı. SessizliÄŸi ara sıra bozan tek ÅŸey adamın vızıltıları, öksürmeleri ve iç çekmeleriydi. Odanın dört bir yanı aile fotoÄŸraflarıyla kaplıydı adeta. Oda sarıya kesilmiÅŸ her ÅŸey kirli bir sarıdan nasibini almıştı. YaÅŸlı adamın bir elinde külü yarılanmış bir sigara, diÄŸer elinde kadeh. Sigarasından bir nefes alıyor, bir kaç öksürüp sonra kadehten bir yudum içiyordu. Adam yavaÅŸtan silindi ve orta yerinde yapa yalnız kaldı kadın, kirli sarılarıyla bir başına. Oda iyice kokmaya baÅŸladı yeniden. Korku kokuyordu, hem de çok ağır bir korku. İt yılan korkusu gibi bir korku. Kadın daraldı, bunaldı.

         Odanın tam ortasında bir kapı daha belirdi, imdadına yetiÅŸir gibi. Sonra duvarda bir saat, gürültülü, sapsarı. Bir kaç tik tak sonra durdu saat. Kadının eli kapının koluna gitti. Ama kol yerinde yoktu. DiÄŸer kapılara hiç benzemeyen, farklı bir kapıydı. İzledi kadın, bunaldığı odanın içinde, kapıyı.  Sonra eliyle bir kaç kez itti. Açılmıyordu bir türlü. Bir omuz attı olmadı. Tekrar denedi, yok. Umudu kırılmıştı ki son kez denedi, bir omuz darbesi ile kapıyı deldi geçti kadın. ilk kapının önünde buldu kendini. Uzayıp giden sonsuz karanlıkta önce kapı ortadan kayboldu, ardından ışık ve son olarak da kadın ortadan kayboldu. Sessizlik ve karanlık var oldu uzayıp giden sonsuz karanlıkta.

Bu yazı; (  0 ) Üye tarafından beÄŸenildi yenile

Bu yazıya; ( 0 )adet yorum yapıldı


Yorumlar :

    CIVIL CIVIL Muhabbet

üye olsaydınız ne güzel siz de cıvıldayacaktınız :)