SEZGİSEL YAŞAM ve HEKİMLİK

SEZGİSEL YAŞAM ve HEKİMLİK

2011-01-13 02:29:17

İnsan beş duyusuyla dünyayı algılayıp onlara göre yaşamaktadır.Beş duyu dışında olanları ise yok saymaktadır.

Gerçekten yaşantımızı beş duyumuzun aklımıza gönderdiği "gerçeklik" olgusuyla mı yaşamaktayız. Sezgilerimiz, duygularımız beş duyunun gonderdiğinden farklı şeyler midir? Evet farklı şeylerdir ve biz sezghilerimizle ve duygularımızla yaşarız. Aslında beş duyumuzun dışına çıkan ve varlığına hepimizin inandığı olaylar vardır. Elektromanyetik dalgaların varlığından kimse şüphe duymamaktadır.

Peki bizde bu duygu ve sezgi olaylarını başlatan buna karar verdiren şey nedir? Bizim sahip olduğumuz enerji dalagaları mı? Freemon mu (bilinçli olarak algılamadığımız kokular)?Bunu en güzel anlatan bence aşk. Pek çok kez sorgularız bu kişi şu kişiyle neden birlikte diye? Çünki 3. şahıslar ilişkiye mantıkla değerlendirmektedir. Gerek aşk ilişkisi olsun gerekse arkadaşlık ilişkisinde kişilerle kurduğumuz bağda mantık diil duygular ön plandadır. İlişkiyi yaşayanlar duygusal bütünlük yaşadıklarından içinde mantık aranmaz.

Bu gün insanın duygusal bütünlüğü herkes tarafından farkedildi  hazırlanan reklamlar bile duygulara hitap etmekte. IQ(intelligence) değil EQ(emotional ) duysusal zeka başarılı ve mutlu olmada daha önemlidir denilmektedir. Günümüz bilim adamları sezgisel güçlerin ve duygusal zekanın öneminden bahsederken hekimlik mesleği sezgisel bütünlüğünden giderek arındırılmaktadır. Hekimlik tüm dünyada kapitalist sistemin gerektirdiği şekilde insan odaklı olmaktan çıkıp para odaklı hale getirilmiştir. Hekimler sezgi ve duygularıyla değil kan ve görüntüleme sonuçlarından teşhise ve kanıta dayalı tıbbın çalışmalarının gereğine uyarak herkese aynı hastalık için aynı ilaçları vererek tedaviye başlamışlardır. Malpractice (kötüye kullanım yasaları) hekimleri bu şekilde hekimlik yapmaya zorlamaktadır. İşte bunun sonucu olarak hekimin varlığı, sezgisel ve duygusal boyutu aradan çıkarılmış fabrikasyon bir hizmet verilmeye başlanmıştır.

Aynı hastalığa sahip binlerce insan ,yaşları,cinsiyetleri, eğitimleri, yaşanmışlıkları, yedikleri ,içtikleri farklı olan bu insanlar aynı ilacı vererek  aynı sonuca ulaşmaya çalışmaktadırlar. Aynı sonucun oluşması mümkün müdür?  Kanıta dayalı tıp mümkün diyor. Sistem sadece kanıta dayalı tıbba ödeme yapıyor. O zaman mümkündür . O zaman hekimler sadece kanıta dayalı tıbbın sunduklarını ezberleyip söylediklerini uygularlar ve herkes sağlıklı olur. Hatta yakında açık öğretimle tıp fakülteleri bile mümkün olabilir. Usta çırak ilişkisi bizim sezgilerimizi duygusal yönümüzü geliştiren bir şeydir bunları kullanmıyacaksak pekala açık öğretimle de doktor olunabilir. Kannatimce sigorta sisteminin sağlıklı olmaya para ödeyip yani koruyucu sağlık çalışmalarına ödeme yapması sadece hastalık durumunda devreye girmemesi ; sistemi hastalıktan para kazanmaktan çıkarması gidişatın biraz önüne geçebilir. Sistemde ciddi bir revizyon gerektiği kanaatindeyim. Sağlık sigortalarını araba sigortaları gibi yapmamız ve kullanmamız mümkün değildir. İnsan pert olduğunda yenisi alınıp yerine konulamaz.

 

Bu yazı; (  0 ) Üye tarafından beğenildi yenile

Bu yazıya; ( 0 )adet yorum yapıldı


Yorumlar :

    CIVIL CIVIL Muhabbet

üye olsaydınız ne güzel siz de cıvıldayacaktınız :)